♏ - Sonbahar kızıyım. Akrep burcuyum.
Her geçen gün daha fazla batıyorum.

Dün gece her zamanki gibi boş boş Whatsapp’a kim ne yazmış, kim ne fotoğraf koymuş diye bakınıyorum. Onun ismini gördüğüm mesaj penceresinin altında “Yazıyor…” çıktı yemyeşil. Kalbimin sesi kulağıma kadar geldi. Ellerimi açtım, dua ettim. “ N’olur kalbimi çok fazla kırmasın Allah’ım ” diye.

Sonra hiçbir şey gelmedi.

Dün gece sadece kendime ağladım.

Beni bu hale nasıl düşürdün?

Bir elin, yüzüne dokunduğunu yazmışsın, dokunmadığımı bile bile ben miyim diye bütün fotoğraflarımıza baktım. “Belki” dedim.

Ben değildim tabii ki…

Kuşadası’nda güneş batmaya yakınken, burnumuza balık kokusu geldi. Denize düşen ışıkları yakından görebileceğimiz bir restauranta oturduk. Birer porsiyon balık, bir de küçük rakı söyledik.

Karşımda oturuyordu, boşalan su bardağımı dolduruyordu, ben ise onun yeşil gözlerindeydim. Sağ taraftan vuran ışıklar içinde küçücük parlaklar meydana getirmiş gözlerinde, kırmızı, beyaz, yeşil, arkada deniz mavi …

En sevdiği renk mavi, üzerinde koyu mavi bir gömlek var. Dirsekleri masanın üzerinde, bir yudum rakısından alıyor, bir parça balık yiyor.

Balığı yarıdayken bir sigara yakıyor ve konuşmaya başlıyor. Öyle içten konuşuyor ki, elleriyle destekler gibi söylediklerini masaya vura vura…

Biraz başım dönüyor, gözlerim karşı kıyıdaki ışıklarda. İnsanlar yürüdükçe yanıp sönüyormuş gibi görünüyorlar. Gökyüzüne doğru bir dilek fenerinin bırakıldığını görüyorum, biraz fazla dikkatle baktım ki soruyor neye baktığımı :

 -Neye bakıyorsun?

-Dilek fenerine.

-Sen daha önce dilek feneri yakıp bıraktın mı gökyüzüne?

-Hayır. Sen?

-Hayır.

 Orada çok mutlu iki insanın olduğunu düşünüyorum, fener gökyüzüne doğru çıkarken birbirlerine sarılıp “Hiç ayrılmayalım.” Dediklerini duyabiliyorum. Sonra fener sönüyor.

Konuşmaya devam ediyor. Sesinin titrediğini hissediyorum. Tek istediğim, gözlerine bakarken birazcık gülümseyebilmek. Bir çok kez uğraşıyorum ama, gülümseyemiyorum…

Yürüyebileceğimden şüpheliyim. Ayaklarımı oynatıyorum, sanki uyuşmuşlar ve benim değil gibiler.

Kalkıyoruz, elini belime uzatıp beni destekliyor. Yürüyebiliyorum. Sigara içmek ve yürümek istiyorum.

Benim yürürken sigara içmemden nefret ettiğini biliyorum. Yakıyorum. Oturalım diyor ve oturuyoruz. Doğum günü olduğu için arkadaşları arıyor sürekli. Bir an benim hiç tanımadığım insanların arasında oluşu ve onlarla konuşması beni rahatsız ediyor, önümüzdeki kayalıklara doğru ilerliyorum. Onun sesini duyabileceğim uzaklıkta duruyorum.

Kocaman bir sessizlik oluyor ve göz hizamda denizden başka hiçbir şeyin olmadığını görüyorum. Kayalıkların üzerine oturup bir sigara daha yakıyorum. Tam o an dünyada bir başıma olduğumu fark ediyorum. Yapayalnızım. Onun benden istediği gibi. Bunu başarabilirim. Hayatta kendimi güzel bir yere getirip dikileceğim karşısına, o zaman reddedemez beni.

Tüm kararlarımı aldığımda çok üşüdüğümü hissettim, onun yanına dönmek için ayağa kalktım. Başım döndü, ayağımı nereye basacağımı bilemedim. Ayağa kalkamadım… İki elini birden uzattı, çıkardı beni kaldırıma. Sarıldım kollarına, yine başaramadığıma ağladım. Zamanında ben itmiştim kollarını, bugün onsuz kalkamadığıma ağladım…